30 Eylül 2012 Pazar

Bora'nın Haftasonu

Haftasonuna ballı-kahvaltılı, güneşli bir sabahla başlayıp (Bu bal ve güneş mevzusu ailemiz için çok önemlidir malumunuz), müzikli, gezili, şekerlemeli alışverişle devam etmemizin minik bünyeme verdiği mutluluğu tahmin edersiniz sanırım.
Ailemizin aylık kıyafet alışveriş hızı boyumun uzunluğu ile orantılı olarak artıyor sanki. Annemle babam mağazaların bebek reyonlarında pembeli pullu kocamaaan kız bölümlerine sitem ederek erkek bebeklere ayrılan kısıtlı bölümlerde hızla alışveriş yapıp tarzıma uygun kıyafetler bulma konusunda ustalaşıyorlar. Bu sefer de bakmadık yer, denenmedik kıyafet bırakmadılar. Boy uzaması bahane, bu harika şapkaları denemek şahane! "Bora'nın Kış Kreasyonu" yakında görücüye çıkacak ne de olsa şimdiden hazır olmalıyız!

Biraz gezinti, biraz alışveriş, biraz uyku,...Murat Amca'mı ziyaret, hayranlarla buluşma, imzalı fotoğraf verme derken zaman çok hızlı geçti.


Ohhh iyi ki arabam var! Yan gelip yatar, keyfime bakarım!


Mama vakti geldiğinde ağzım kulaklarıma varır, sevinçten kabıma sığamam. Böyle yaparak anneciği ümitlendirmeyi çok severim :) Çünkü anneciğin tüm çabalarına rağmen açlıktan karnım sırtıma yapışmış da olsa kaşık ağzıma yaklaştığında ağzımı açmam, yanağımı çevirir, kaşığa bir yapıştırır heryeri batırırım! Söyleyin hadi, herşeye rağmen sevimli bir bebek değil miyim?


Şimdi kendi sevimliliğimi bir kenara bırakıp sizi bambaşka bir sevimli kardeşle tanıştırayım :
 Tolgahan Köseoğulları!
Tolgahan Kardeşciğim bize tam bir güneşli Pazar sabahı sürprizi oldu! Kürşat Amcam ve Gökçe Teyzem geçerken uğramışlar, ne de iyi yapmışlar... Öyle mutlu oldum ki, tutup Tolgahan'ın elinden koşmak geldi içimden! Sonra birden "Ne koşması Bora Bey, sen önce bir yürü de sonra koşmaya başlarsın!" dedim, kendimi çimdikledim :)


Pazar günümüze neşe katmasını beklediğimiz canımız, biriciğimiz Bervan Teyzecik de gelince tadından yenmeyen bir gün oldu bugünümüz.Her zamanki zerafeti, beni benden alan letafeti ile başımı döndürüp, yüzümü güldürdü Bervan Teyzeciğim :)

Unutmadan ekleyeyim; bu ikiliyi unutmayın derim! Yakında gezgin Bora ve Tolgahan'ın yeni maceralarını buradan takip edin ;)

29 Eylül 2012 Cumartesi

Ben Çok Küçükken...


video

8 ay öncesine ait bu videoyu bugün buldum.Ben çok çooook küçükken, henüz 2 aylıkken çekilmiş annecikle sohbetimiz...
Minik Bora'yı özleyen tüm Bloggerlar'a sevgi ve saygılar...

Sevdim, Güldüm, Paylaşıyorum...


25 Eylül 2012 Salı

Bay Kirpik'in Yeni İmajı

İnsanoğlunun ne dertleri varmış! Yazlar biter, kış gelirmiş; saçlar uzar zor gelirmiş! Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! Saç tıraşı olmalı mıyım, olmamalı mıyım? Annem önceleri bu konuda çok hassasken saçlarımın her seferinde hızla uzayıp başımı eskisinden daha gür bir şekilde sarmasından olsa gerek,bu konuda vurdumduymaz bir tavır takınmaya başladı. Hafiften bir "Doğum günü de geliyor, fotoğraflarda dazlak olmasa..." diyecek oldu, sonra "Neyse nerdeyse iki ay var" deyip kendi kendini ikna etti.Bize de Dede Bey'le berber amcanın yolu göründü.
Merak içinde işten dönen annecik ve babacığı yeni imajımla pencereden selamladım! Diş mevzusunda olduğu gibi bizimkiler sanki yine bir "Ohh" çektiler gibi geldi."Çok güzel olmuş" dediler, kafamı mıncıklayıp durdular!Bir de isim taktılar; "Küçük Adam şöyle, Küçük Adam böyle..." Büyükler tüm yaratıcılıklarını sanki bana çeşitli lakaplar takmak için kullanıyorlar! Bakınız : Bay Kirpik, Borişka, Boralika, Küçük Adam, Boracan, Bora Beybi, Bora Bülbül...Bu liste böyle gider...Büyüsem de ben de şunlarla bir eğlensem, ilginç lakaplar taksam, yüzlerini boyasam...
Allahtan stres atmanın en iyi yolunu biliyoruz Doralika ve ben :) Saçlar gitmiş, üstümde bir hafiflik, bir rahatlama, üstüne en sevdiğim şarkı Atiye - Hindistan  geliyor... Duyduğuma göre Ekşisözlük'te tartışılan bir konu haline gelmiş; "Hımlama, hımlama..." nedir  bilmiyorum  ama 8 aydır bu şarkıyla çılgınca dansetmeye bayılıyorum! Bir de elime ne geçerse dişlemeye, önemli işler peşindeyken dilimi dışarı çıkarmaya, herşeye dokunmaya, tehlikeye atılmaya, tehlikeye yaklaştığımda arkamı dönüp cin cin gülümsemeye bayılıyorum!


Haa bir de en sevdiğim program başladığında (tabi ki reklamlar:) )televizyonun mümkünse içine girmeye bayılıyorum! Konuyu çok dağıttım...Yeni imajımı nasıl buldunuz, onu sorayım?


Annemden Gizli...


Bugün annemden gizli gezmeye gittim.Gezme dediysem öyle alıp başımı çoook uzaklara gittiğim düşünülmesin lütfen...Anneannemin, Koca Anneannemin çok eski, çok sevdiği komşularına gittik.Güzel gözlü, güzel yüzlü Kübra Abla ile tanıştım ve onunla oyunlar oynadım. Anlattıklarına göre annem küçük bir çocukken Kübra Abla da minik bir bebekmiş ve annem de onu çok severmiş...
Bu güzel günün ardından Kübra Abla'nın Facebook denen alemde paylaştığı bu not ve fotoğraf annemi çok şaşırttı. Gizli fotoğraflarım ortaya çıkınca birazcık çekinsem de annemin sevindiğini görünce ben de mutlu oldum :)

"Derya Ablacım Borayı çok sevdik tıpkı senin gibi çok tatlı maşallah.Sevmekle de kalmadık fotolarını da çektik.Ve ben programımda biraz oynayınca ortaya böyle şeker bir foto çıktı♥:-)"

Kübra


17 Eylül 2012 Pazartesi

Karışık Bir Yazı

Belli bir konusu yok çünkü! Bebeğiniz son günlerde neler yaptı, biraz kısa kısa bilgi vereyim istedim sizlere. Geçen hafta içi pek bir fena oldum dostlar! Bir halsizlik, bir huysuzluk, bir asabiyet sormayın! Sonra üstüne bir de yüksek ateş eklenince zor günler geçirdim. İşten dönen annecik ve babacıkla hastanenin acil servisini hızlıca ziyaret ettik.Doktor Amca idrar tahlili isteyince bizimkilerin çişle imtihanı başladı! Tahmin etmişsinizdir ne olduğunu : Evvvett bildiniz, sabaha kadar çişimi yapmadım!
Güzel doktorum Sevil Hanım'ın mesajlarıyla rahatlayan annem ertesi gün idrar tahlilinden vazgeçti.Nihayet beni ve malum yerlerimi rahat bıraktılar! Gün içinde göstermemek için çok uğraşsam da Koca Ananem üst taraftan pıtlattığım iki minik dişin ucunu gördü!Hemen telefona sarılıp anneme haber verdi.Sevinçten çığlık atan annem ateşlenme sebebimi de anlayınca derin bir oh çekti.Henüz dişlerim çıkmış değil ama çıkmak üzere...Yine de gördüğünüz gibi artık koca koca ekmekleri daha bir "ham hum" ısırabiliyorum.
Haftasonu anneannem ve dayılarımla epey vakit geçirdim.Anneannem beni sevdi, besledi, oynattı. Çılgın annem ve dayılarımla müzik açıp fıkır fıkır oynadık, ee ben de mutluluktan kıkır kıkır güldüm :) Sonra annecik, babacık ve yakışıklı Deniz Dayım'la birlikte haftalık Forum İstanbul ziyaretimizi yapmasak olmazdı değil mi? Yine biraz alışveriş yaptık, biraz kitap kokladık. Vakit bulacaklarını uman annem ve babam bir ümit biraz da film aldılar.
Yemek yerken yan masadan göz kırpan bu güzel ablalarla ilerleyen saatlerde samimiyeti de ilerlettik.Biri bankacı biri matematik öğretmeniymiş, çok sevdiler beni, gözlerini alamadılar. Bir baktım annecikle babacık hooop diye beni onlara verdiler! Sanırım rahat yemek yemek istediler, benim de hoşuma gitmedi değil.
Pazar günü annecikle babacığın programı epey yoğundu.Bir güne iki nikah,bir fotoğraf çekimi sığdırmaları, bu koşturmacadan önce beni hazırlayıp babanneme teslim etmeleri gerekiyordu.Üstelik sevgili isim babam Emre Abi'min nikahından önce gelin arabası ve şoförü olma şerefi bizim minik araba ve tatlı babacığa nasip oldu.Bana da bu güzel günden kalan fotoğraflara bakarak iç geçirmek düştü!
Bakın gelin buketiyle ve balonlarla çocuklar gibi mutlu olan annecik...Kamera arkasında ise fotoğraf çektirmeyi sevmeyen ama şükür ki çekmeyi seven sevgili babacık...
Henüz gelin damat fotoğrafları elime ulaşmadı, ulaştığında onları da sizinle paylaşmaya söz veriyorum!

Hasır Şapka

Her ne kadar ilgilenmeye pek vakti olmasa da annemin blogunda neler var diye bakmak isterseniz burdan buyrun :

Hasır Şapka'da Neler Var?

Herkese selamlar, saygılar,

Bora Bebeğiniz


8 Eylül 2012 Cumartesi

Bora'nın Günleri

Bu kez Perşembe akşamından başladım gezmeye.Son sürat evlilik hazırlıklarına devam ederken küçük bir rahatsızlık atlatan Nazoş Teyzem'i evinde ziyaret edip ona küçük bir doğum günü sürprizi yaptım! Ne çok özlemişim teyzeciğim seni...Biliyorum bu aralar annem seni, babam da Tayfun Abim'i rahat bırakmıyor, sürekli adım adım peşinizdeler ama idare ediverin artık :) Balayında sizi rahat bırakacakları konusunda emin olabilirsiniz, yoksa ben onları rahat bırakmam biliyorsunuz! Teyzoş bir an önce iyileş ve bir an önce evlen ki daha rahat görüşelim, daha çok baş başa kalalım artık!
Cuma günü güzel Hatice Teyzoş'um ve sevgili Havva ananenin davetlisiydik. İki dirhem bir çekirdek giyinip gittik. Annemin benim için yanımıza çeşitli oyuncak ve kitaplar almasına rağmen hiçbirine yüz vermeyip bütün gün Havva Anane'nin yeni aldığı renkli boncuklu terlikleri ısırabilmek için didindim durdum! Gökhan Abi'nin fotoğrafını görünce bir çığlık atıp (sebebini burada yazmayayım, sonra kız hayranları iyice artar...)  fotoğrafla ciddi ciddi konuşmaya başlamam pek şaşırttı bizimkileri :)
O gün annemin başına gelen küçük, komik ve sinir bozucu telefon sapığı olayını neyse ki başarıyla sonuçlanmayan Havva Anane'nin küçük dolandırılma hikayesi izleyince kahkahalar birbiri ardına geldi. Güldüler de güldüler...Onlar güldükçe ben de güldüm :) Çok özlemişim onları, günüm çok çook güzel geçti!
Bugün babacığımla güne sabah 5:00 sularında başladık.Beni sessiz sedasız anneciğin yanından kaçıran babamla sabahın erken saatlerinde TV izlemek çok zevkliydi!Babacığın gözleri kapandıkça ben onu uyanık tutacak birşeyler yaptım tabi ki! (Siz tahmin edersiniz...) Birkaç saat sonra anneciği de uyandırıp güzel doktorumuz Sevil Hanım'ı ziyaret etmek için hazırlandık. Sevil Hanım'ın yanından çeşitli el kol hareketleri, çığlıklar, şarkılar, haykırışlarla ayrılıp kahvaltı etmek için maaile Capacity'ye geçtik.
Sizce annemin en sevdiği öğün olan "kahvaltı" boyunca onları rahat ettirdim mi? Tabi ki "Hayıııııır!" Salatalıklar, ekmekler, şekerler, amerikan servisleri havada uçuştu.Gelen geçene denk gelmesin diye bizimkiler koşturdu durdu! En sonunda sırayla kahvaltı etmeye karar verdiler, ohhh nihayet asli görevlerinin beni eğlendirmek olduğunu anladılar! Ben mahsustan mızmızlanınca annem arabamı hızla sürüp bir önümden koştu, bir peşimden. Ben kıkır kıkır güldükçe o da keyiflendi sanki! :)
Sonraaa kitap kurdu annecik ve babacığın kitapçı gezmeleri olmasa olmazdı tabi...Böyle diyorum diye kitapları sevmediğim sanılmasın.Benim de kendi kitaplarım var! Şimdilik sadece şöyle bir tadına bakıp emip ıslatıyorum :) Şimdiden kitap kurdu küçük Bora'yım :)
Sonra da alışveriş malışveriş, çarşı-pazar-market işleri derken günü yorgun bitirdim sevgili büyüklerim!
Ben yokken hergün bol bol gezip, arkadaşlarıyla gece yarısı sinema keyfi bile yapmaya alışan bizimkilere kıyamayıp e hadi erkenden uyuyayım da bari evde sinema keyfi yapsınlar dedim, yatağıma çekildim...
Enerji toplamam lazım, yarına Allah Kerim!

5 Eylül 2012 Çarşamba

Bol Kutlamalı Günler

Nihayet sizlere İstanbul'dan kocamaaan bir "Merhaba!" diyebiliyorum, hepinizi çok özledim!
Biliyorsunuz bu yaz Koca Dedem ve Anneannemle birlikte Taşköprü'de epeyce tatil yaptık.Ömürlerinin 50 senesini İstanbul'da harcayan dedem ve anneannem önce iş-güç sonra annemin okulu, evliliği derken "memleketten ev alma" hayallerini ancak 3 yıl önce gerçekleştirebilmişler.Eee ben doğunca bu güzel memleket havasını solumam, kır bahçe dolaşmam için beni de götürdüler.Nerdeyse ömürlerinde hiiiiç memleket havası solumamış olan annecik ve babacık da benim sayemde Kastamonu yollarını arşınlayıp durdular!Ramazan Bayramı, Zafer Bayramı, Sarımsak Festivali derken ailecek kutlamadığımız önemli gün ve hafta kalmadı bu yıl!
Almanya'dan, Ukrayna'dan, Kuzey Kıbrıs'tan ve daha ismini hatırlayamadığım çoook uzak ülkelerden Zafer Bayramı kutlamaları için gelen birbirinden güzel ablalar ve yakışıklı abilerle tanıştım.Kucaklarında oturduğum ve heyecanlı olmama rağmen cool görünmeye çalıştığım bu güzeller Almanya'dan!..
Bu güzel ablalar ise ışıl ışıl olmalarından anlaşılacağı gibi Türkler, Kuzey Kıbrıs'tan gelmişler ve beni çoooook sevdiler :) Tam sahneye çıkmak üzere olmalarına rağmen beni kucaklarından indirmek istemediler!
Beni nerdeyse bir kupa gibi havaya kaldıracak olan alttaki fotoğraftaki bu kadın ise sanırım Türkiye eski güzellerindenmiş :) (Ben babamın yalancısıyım...)
Bakın Zafer Bayramı için bayraklarla ve eeeen büyük dedem, Ata Dedem Atatürk'ün resimleriyle süslenmiş Taşköprü Belediyesi...Evimiz bu belediye binasının hemen üst köşesinde...Sabahları horoz sesleriyle uyanıp, köy yumurtalarımız pişerken dedemle ekmek almaya bu yoldan gidiyorduk.
Sıkıcı olmayan güzel konuşmalar, şarkılar, şiirler, danslar, danslar...Ne güzel bayram bu bayram! Bir kafamı salladım, bir popomu!..Kah "nay nay nay..." diye tempo tuttum, kah etrafa gülücükler saçtım!
Gündüz etnik dans gösterileri, at yarışları, "En güzel buzağı", "En iyi sarımsak" yarışmaları, geceleri ise konserlerle kutlandı Sarımsak Festivali.Uyku saatime denk geldiği için ben gidememiş olsam da Funda Arar konserinden annemin çektiği bu fotoğrafı da paylaşmadan geçemiyorum!Annemin söylediğine göre kendisini canlı dinlemek ayrı bir zevkmiş! Gelecek yıllarda bu zevki benim de tadacağımı umuyor hepinizi saygıyla selamlıyorum!

Bora Bebeğiniz