boranın dünyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boranın dünyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2013 Pazar

17 Şubat 2013 Pazar

Bora Gezmeleri

Bayadır gezip gezip yazmaya vakit bulamadığını fark etti Bora bebeğiniz..."Yazmak" diyorum ama siz onu "anneye yazdırmak" olarak düşünün :) Geçenlerde Gözde Abla ile Emre Abiler'e kahvaltıya davetliydik. Emre Abi ve Gözde Abla'nın ilgileri, oyunları sayesinde günüm öyle güzel, öyle eğlenceli geçti ki neredeyse eve dönmek istemeyecektim.


Kahvaltının ardından Bağdat Caddesi'nde turlarken bu küçük müzik grubuyla karşılaştık. Emre Abi'nin kucağında ne da kadar ilgiyle ruhumu beslediğimi görebilirsiniz. Müziğe ilgisi olan, türlü dans figürleriyle her fırsatta coşan bir bebek olduğumu biliyorsunuz zaten :) 


Kışın ortasında böyle güzel havayı bulmuşken deniz havası almadan geri dönmek olmazdı tabi. Caddebostan Sahil'de denize, ufka dalan, kah gülen kah romantikleşen Bora Bebeğinizi görebilirsiniz : 


Güneşi gören herkes dışarı çıkmıştı sanki o gün. Sahil cıvıl cıvıldı. Spor yapanlar, bisiklete binenler, bebeklerini gezdirenler, hatta küçük çaplı piknikler yapanlar  bile vardı... Bu tonton kediyi de deniz kıyısında güneşlenirken buldum ve kendisini görür görmez çığlıklar atmaya başladım. Kendisi pek bir rahat görünüyordu, rahatını hiiiiiç bozmadı :)



11 Şubat 2013 Pazartesi

Film Öğütücü Bora

Sinemaya karşı bir ilgim var. Hollywood mu desem, Fransız sineması mı desem karar veremiyorum.Boş zamanlarımda o filmi mi izlesem bu filmi mi izlesem bir türlü karar veremiyorum. Kararsız kalmayı da sevmiyorum.O zaman tek çarem tüm dvd filmleri tek tek etrafa saçıp üzerlerinde sek sek oynamaya başlamak suretiyle seçim yapmak oluyor.


O kadar güçlüyüm ki, bazen üstlerine bastığımda çıtır çıtır kırılıyor annemin kıymetli filmleri. İlk zamanlar üzülüp şaşırıyordu annem. Ama artık bu hobime saygı duymaya ve beni filmlerimle baş başa bırakmaya başladı. Henüz ben de bilmiyorum gelecekte ne olacağımı...Kimbilir belki başarılı bir yönetmen olurum ne dersiniz? Beni desteklediğin için teşekkürler anne!


16 Kasım 2012 Cuma

Kok-lu-yo-rum!

Bugün annemle oyunlar oynayarak başladık güne...Koklama oyunu da son günlerde en sevdiğim oyunlardan biri oldu!


26 Ekim 2012 Cuma

Hala Bayram!.. :)

Bora Bebek büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden pamuk pamuk öper...
Herkese güzel bayramlar :)

17 Eylül 2012 Pazartesi

Karışık Bir Yazı

Belli bir konusu yok çünkü! Bebeğiniz son günlerde neler yaptı, biraz kısa kısa bilgi vereyim istedim sizlere. Geçen hafta içi pek bir fena oldum dostlar! Bir halsizlik, bir huysuzluk, bir asabiyet sormayın! Sonra üstüne bir de yüksek ateş eklenince zor günler geçirdim. İşten dönen annecik ve babacıkla hastanenin acil servisini hızlıca ziyaret ettik.Doktor Amca idrar tahlili isteyince bizimkilerin çişle imtihanı başladı! Tahmin etmişsinizdir ne olduğunu : Evvvett bildiniz, sabaha kadar çişimi yapmadım!
Güzel doktorum Sevil Hanım'ın mesajlarıyla rahatlayan annem ertesi gün idrar tahlilinden vazgeçti.Nihayet beni ve malum yerlerimi rahat bıraktılar! Gün içinde göstermemek için çok uğraşsam da Koca Ananem üst taraftan pıtlattığım iki minik dişin ucunu gördü!Hemen telefona sarılıp anneme haber verdi.Sevinçten çığlık atan annem ateşlenme sebebimi de anlayınca derin bir oh çekti.Henüz dişlerim çıkmış değil ama çıkmak üzere...Yine de gördüğünüz gibi artık koca koca ekmekleri daha bir "ham hum" ısırabiliyorum.
Haftasonu anneannem ve dayılarımla epey vakit geçirdim.Anneannem beni sevdi, besledi, oynattı. Çılgın annem ve dayılarımla müzik açıp fıkır fıkır oynadık, ee ben de mutluluktan kıkır kıkır güldüm :) Sonra annecik, babacık ve yakışıklı Deniz Dayım'la birlikte haftalık Forum İstanbul ziyaretimizi yapmasak olmazdı değil mi? Yine biraz alışveriş yaptık, biraz kitap kokladık. Vakit bulacaklarını uman annem ve babam bir ümit biraz da film aldılar.
Yemek yerken yan masadan göz kırpan bu güzel ablalarla ilerleyen saatlerde samimiyeti de ilerlettik.Biri bankacı biri matematik öğretmeniymiş, çok sevdiler beni, gözlerini alamadılar. Bir baktım annecikle babacık hooop diye beni onlara verdiler! Sanırım rahat yemek yemek istediler, benim de hoşuma gitmedi değil.
Pazar günü annecikle babacığın programı epey yoğundu.Bir güne iki nikah,bir fotoğraf çekimi sığdırmaları, bu koşturmacadan önce beni hazırlayıp babanneme teslim etmeleri gerekiyordu.Üstelik sevgili isim babam Emre Abi'min nikahından önce gelin arabası ve şoförü olma şerefi bizim minik araba ve tatlı babacığa nasip oldu.Bana da bu güzel günden kalan fotoğraflara bakarak iç geçirmek düştü!
Bakın gelin buketiyle ve balonlarla çocuklar gibi mutlu olan annecik...Kamera arkasında ise fotoğraf çektirmeyi sevmeyen ama şükür ki çekmeyi seven sevgili babacık...
Henüz gelin damat fotoğrafları elime ulaşmadı, ulaştığında onları da sizinle paylaşmaya söz veriyorum!

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Bora'nın Yaz Günlüğü - 2

Geçtiğimiz hafta neler mi yaptım?

Kah çayır-çimen gezdim, botanik incelemeler yaptım...Kah annemin kokoş çocukluk fotoğraflı anahtarlığını ısırarak hırsımı almaya çalıştım. Şaka tabi,olur mu öyle şey? Ben ne uslu bir bebeğim biliyorsunuz; sadece diş etlerimi her fırsatta kaşımaya çalışıyorum! :)


Bazen çarşı-pazar gezdim. Bebek muhabiriniz olarak fiyatları yerinde inceledim, lezzet ve sağlık testleri yaptım.


Pazar poşetlerini karıştırıp buzdolabı öncesi gerekli denetimleri tamamladım.


"Pembe bebek arabası da nerden çıktı?" diyenlere gerekli açıklamaları yaptım. (Merak ediyorsanız size de söylerim :) )

İftar sofralarını tek bir el hareketiyle tarumar ettim!

Gelene gidene el sallayıp komşu kızlarına göz kırptım. Komando eğitimlerine devam ettim, dans ettim, şarkı söyledim, güldüm-oynadım, kıkırdadım...

Hepinizi çok özledim :)

17 Haziran 2012 Pazar

Bora'dan Babasına Mektup

Babacığım, bugün ilk babalar günümüzdü. Seni mutlu edecek küçük şeyler yapmaya çalıştık annemle.Küçük şeylerden mutlu olan kocaman kalpli bir babasın sen, annem de öyle der hep...

Biliyorum, her zaman senin söz dinleyen, elini hiç bırakmayan, akıllı-uslu küçük oğlun olarak kalamayabilirim. Seni üzebilir, yorabilirim. Uzaklara gidip kendimi özletebilirim. Seni aramayı unutabilirim. "Babacığım şu an meşgulüm, daha sonra konuşalım" deyip daha sonra aramayı da unutabilirim. Burnunda tüttüğümü, beni ne kadar özlediğini anlayamıyor olabilirim. Bayram sabahlarında sen pencerede beni beklerken ben çoktan tatil yoluna sapmış olabilirim.
"Baba, o işler artık çok değişti. Devir senin zamanındaki gibi değil." deyip sözünü kesebilirim. Teknolojiyle ilgili bir soru sorduğunda "Baba nasıl anlatayım şimdi, sen boşver bunları." deyip konuyu değiştirebilirim.

Büyüdüğümü sanıp tek başıma ayaklarımın üzerinde duruyor da olsam, cevval bir delikanlı, yenilmez bir sporcu, başarılı bir iş adamı, kalemi güçlü bir yazar, fikirleri parlak bir bilim adamı da olsam her zaman senin küçük oğlun olarak kalacağım. Hayranlık uyandıran bir sanatçı olsam, parmaklarım insanları notalarla yeni dünyalara götürse, parlak ışıklar gözlerimi kamaştırsa, büyülü alkışlar başımı döndürse ben yine senin küçük oğlun olarak kalacağım. Heybetli duruşunu, en güzel notalardan daha fazla huzur veren sesini, neşeli gülüşünü arayacağım.

Dünyanın en güzel ülkelerinde gezsem, en güzel renkleri görüp farklı tatları denesem, Yaradan'ın yeryüzündeki mucizelerine bakıp aşka gelsem... Aşık olup sevinsem... Çok çalışıp yorulsam...
 Gitsem, koşsam, büyüsem... Kanatlanıp uçsam, uçup gelip yine senin omzuna konsam... Kollarında dinlensem...

Seni çok seviyorum babacığım...

Emre Bora Bebek







30 Nisan 2012 Pazartesi

Hatice Teyzem ve Ben

Daha önce bahsetmemiş miydim? Etrafımız koç burcunun mükemmel insanlarıyla sarılı... En başta babam ve Hatice Teyzem geliyor tabi ki... Geçenlerde güzeller güzeli Hatice Teyzem bize geldi. Annem de iki arada bir derede bir pasta ayarlayıp Teyzem'e küçük bir kutlama yaptı.

Annem pastanedeki amcanın pastanın üzerine yazdığı yazıyı pek beğenmedi. Koca koca ve yamuk harflerle" iyi ki doğdun teyze!" yazan amca TEYZE kelimesini de aynen burada olduğu gibi vurgulama gereği duymuş nedense :) Teyze dediysek öyle teyze değil, çıtır teyze benim Hatice Teyzem! Bakın fotoğraflara, haksız mıyım? : 


"Ayyy mutfakta birşey yanıyor!" diye telaşla bağıran anneme koşup küçük pastasını gören Hatice Teyzem... 


Canım teyzem minik ellerimle dua ediyorum; güzel yüzün hep gülsün, güzel gönlündeki bütün dilekler gerçek olsun! Kucağına rengarenk çiçekler dolsun!

 Hep bizimle ol!.. Nice mutlu yaşlara...

Baba Sevgisi

İşte tam da böyle birşey baba sevgisi... Sarıp sarmalayan, insanın içini ısıtan, güven veren, cesur hissettiren bir duygu...

Başka söze gerek yok!

Herkese Bora Bebek'ten kocaman sevgiler...


22 Nisan 2012 Pazar

İşte Geldim, Burdayım!

Beni özleyen olmuş mudur acaba? Bilmiyorum ama ben sizleri çok özledim! Anneciğim 2-3 haftadır çok yoğundu. Süt izni ve haftasonlarında bile evden çalıştı. Bu yüzden onun yardımı olmadan bloguma girip sizlere ulaşma fırsatı bulamadım. Bu hafta annecikle birlikte bu gidişe bir dur dedik! Hazır 23 Nisan tatili de gelmişken kesintisiz uzun bir dinlenmece yapalım dedik. Anladığım kadarıyla anneciğin işleri de yoluna girdi; yoğunluğu azaldı derkeeeen bu kez de babacığım  eve geç gelmeye başladı. Bu kez de onun işleri yoğunlaşmış :( Neyse ki babamın son yoğun haftasıymış. (Annem pek inanmadı ama ben inanmak istiyorum!:) ) Yaz da gelmişken ikisini bir arada görebileceğim uzun yaz akşamları, güneşli yaz günleri beni bekliyor!

Bugün hava çok güzeldi. Biz de ailecek kendimizi dışarı attık. Gittik de gittik, gittik de gittik...Değişik yerler gördüm, deniz havası aldım. Bu arada anladım ki İstanbul çok kalabalık bir şehirmiş! Bu kadar çok insanı dışarıda ve bir arada görmek beni çok şaşırttı. Annem ve babam buna alışmam gerektiğini söylediler.Napalım alışacağız artık...


6 Nisan 2012 Cuma

İyi ki doğdun Eren'imiz!..

Eren...Cıvıl cıvıl bir genç kızın dünya tatlısı bir anneye dönüşümünün ikinci fazında, anne yüreğinde yeşeren ikinci filiz... Anneciğinin gözüne yerleşen ikinci pırıltı...

3 yıl önce bugün doğdu dünyamıza. Ne de güzel oldu, anne-babasının cin oğulları, fıstık Tuana'nın bir tanecik kardeşi oldu!

Bakın şu fotoğraflara...Daha minik bebecikken ne de tatlı gülümsüyor bizim paşa. Ya ablasına ne demeli?Kardeşi olmuş diye sevinçten havalara uçmuştu...Bakın sevimli cimcimeme sevinçten zıplayacak nerdeyse! :)

Son fotoğrafa da imrenmedim desem yalan olur! Çocuklar beni de alın aranızaaaaa!..



Hep böyle mutlu mutlu, kocaman kocaman gül, hep güzel insanlarla karşılaş Eren'ciğim. Ömrün güzel olsun!


1 Nisan 2012 Pazar

Sonunda : Annem ve Ben ve Haftasonu!..

Sevgili anneciğim bir süredir benimle doğru düzün fotoğraf çektiremiyor olmaktan muzdaripti, hatırlarsınız. Sürekli beni hazırlayıp giydiriyor, sona apar topar bir fotoğrafımı çekiyor, biryere gidilecekse gidiyoruz evde kalacaksak kalıyoruz...Fotoğraf makinesi devamlı annemin elinde! Babamla envai çeşit fotoğrafım var bu yüzden ama annemle çok çok az! E tabi bir de annem her çekilen fotoğrafı beğenmez, baba kişisine defalarca defalarca çektirir. Babacığım da fotoğraf çekmekten bitkin düşse de yine sabırla arzulanan o muhteşem pozu yakalamaya çalışır!

Bu fotoğraflar bu sabahtan. Koç burcunun mükemmel erkekleri babacığım ve Osman Amcam'ın peş peşe gelen doğum günlerini güzel bir kahvaltıyla kutlama fikrini hayata geçirmeden 1 saat önce. Kahvaltıyla da doğum günü kutlanır mıymış? Duyar gibi oldum yorumları. Ee malumunuz, gece uykusu benim için çok önemli. Pazar sabahları da erken kalkıp evde "disco discooo" yapacak enerjiye sahip bünyem için erkenden kalkıp gezmelere gitmek, kahvaltı mekanlarında güzel kız bebişlere göz süzmek çok cazip geldi :) Doğum günü bahane, sosyalleşmek şahane!


Bakınız alt fotoğrafta da önceki yazılarda bahsi geçen meşhuuuuur kırmızı pantolonu rahatlıkla görebilirsiniz : (O bahsi merak edenler buraya bir tıkkk...)
Aynı zamanda annemin Pınar Teyzemi fazlasıyla sarıp sarmaladığı için Osman Amcam'ın duruma müdahele etmesi gereken anı, benim bu olup bitene şaşkın şaşkın bakan halimi de görebilirsiniz :




Yakışıklı babacığım ve Osman Amcam'ın iki arada bir derede kutlanan doğumgünleri için mum üfleme anlarını, yüzlerindeki mutlu gülümsemeyi de aşağıdan görebilirsiniz :


Büyümüyor büyümüyor bu büyükler... İçlerinde küçük birer çocuk, gözlerinde ışıl ışıl yıldızlarla bu gidişle büyüyecek gibi de görünmüyorlar, büyümesinler!

27 Mart 2012 Salı

İyi ki doğdun baba!



Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim

hayatta ben en çok babamı sevdim. 
karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk 
çarpı bacaklarıyla- ha düştü, ha düşecek... 
nasıl koşarsa ardından bir devin, 
o çapkın babamı ben öyle sevdim. 

bilmezdi ki oturduğumuz semti, 
geldi mi de gidici hep, hepp acele işi!.. 
çağın en güzel gözlü maarif müfettişi, 
atlastan bakardım nereye gitti, 
öyle öyle ezber ettim gurbeti. 

sevinçten uçardım hasta oldum mu, 
40'ı geçerse ateş, çağ'rırlar istanbul'a. 
bir helallaşmak ister elbet, diğ'mi, oğluyla! 
tifoyken başardım bu aşk oy'nunu, 
ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu. 

en son teştifine çıkana değin 
koştururken ardından o uçmaktaki devin. 
daha başka tür aşklar; geniş sevdalar için 
açıldı nefesim, fikrim, canevim. 
hayatta ben en çok babamı sevdim. 

Can Yücel

********************************************************************************

Canım babacığım,

Bugün dünyaya gelmişsin. Tıpkı benim gibi minik, sevimli, gülen bir bebek olarak dünyaya gözlerini açmışsın. Büyümüş, çocuk olmuş, delikanlı olmuş, evlenmiş, "baba" olmuşsun... Hayatında yer aldığın, hayatına girip çıktığın her insana farklı şeyler öğretmiş, mutluluk vermişsin. Herkesin gönlünde kocamaaaan yerler edinmişsin. İyi ki doğmuşsun, iyi ki yaşıyorsun, iyi ki varsın...

Annem ve ben seni çok seviyoruz.

Canım babam, iyi ki doğdun! Sonsuza dek bizimle ol!

Bora'n

********************************************************************************
Babacığımın beni ilk gördüğü an ve "baba" olduktan sonraki ilk gözyaşları...


Babam ve ben, ilk erken başlayan pazar sabahlarımızdan birinde...


Babam ve ben, birbirimizi çok seviyoruz...


20 Mart 2012 Salı

Akşam Kurabiyeleri Bunlaar!

Annem hayatında ilk kez kurabiye yaptı! (5-6 yıl önce Hatice Teyzem için yapmaya çalışıp tepsiye yapışan ve utanmadan tepsiyle birlikte Hatice Teyzem'in önüne getirdiği, spatulayla bile tepsiden ayrılmadığı söylenen kurabiyeleri saymazsak...)

Akşam akşam canı istemiş sevgili anneciğimin. Bulmuş bir tarif yapıverdi... Çok da güzel oldu, yememiş olsam da kokusundan ne kadar güzel olduğu anlaşılıyordu. Merak edenler için tarifi rica ettim annemden :


Hurmalı Pekmezli Kurabiye
2 yumurta
125 gr tereyağı
2 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
4 bardak un
3 çorba kaşığı şeker
10-15 hurma
yarım çay bardağı pekmez

Malzemelerle kurabiye hamurunu yoğurduktan sonra ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp önceden ılık suda bekletilmiş hurmaları ikiye bölüp bu parçaların arasına yerleştiriyor ve tepsiye diziyormuşsunuz. Sonraaa, bu tonton kurabiye parçacıkları önceden ısıtılmış 175 derecelik fırında yaklaşık 20 dakika pişiyormuş. Piştikten sonra henüz fırın tepsisinde duran kurabiyelerin her birinin üzerine birer çay kaşığı pekmez döküp afiyetle yiyor, misafirlerinize de yedirtiyormuşsunuz...

Afiyet olsun!



17 Mart 2012 Cumartesi

Benden Kısa Kısa...

Bugünlerde diş etlerim öyle çok kaşınıyor ki... Offf ne çektiğimi ne siz sorun ne de ben söyleyeyim! Beni benden alıyor bu kaşıntılar. Bir de annemde beni sarıp sarmalayarak uyutma takıntısı var. Ellerimi kullanamıyorum ki şöööyle ağız tadıyla diş etlerimi kaşıyayım! Ancak yavaştan yavaştan ve gizli gizli ellerimi battaniyemden çıkarıp annem başka şeylerle ilgilenirken bir güzel kaşıyorum diş etlerimi.

Çok heyecanlıyım! Sanırım birkaç ay içinde inci gibi dişlerim kendilerini ufaktan gösterecekler. Yakışıklılığıma yakışıklılık katacak bu yeni dişler! Off ne pozlar veririm şimdi. Tutmayın beni!..


Sizinle paylaşmadığım fotoğraflar olduğunu farkettim şimdi blogumu ve bilgisayarımı karıştırırken. (Tabi ki  şimdilik annemin yardımıyla...) Geçtiğimiz haftalarda bir akşam isim babam Emre Abi'm bize geldi. Onunla çok güzel vakit geçirdik. Daha önce kendisini hayata gözlerimi açtığım hastane odamda görmüştüm. Bu kez çok daha uzun vakit geçirdik birlikte. Epeyce oynadık... Onu çok sevdim, en az babam kadar! Hediyesi için de teşekkür etmeyi unutmayayım. Çok çok zahmet etmişsin ve Emre Abi! Tekrar görüşmek dileğiyle, iyi ki tanıdım seni! İyi ki "Emre Bora" nın "Emre" si senden geldi :)


Aşağıdaki fotoğraftan görebileceğiniz yakışıklı delikanlı ise benim Kocaaa dedem, Ömer Dedem... Kendisi aslında annemin dedesidir, dedelerin dedesidir. Fazla nazar değmesin, çok anlatmayayım... (Kendisi de nazar değmesinden korkuyor laf aramızda;) )